Skip to main content

classakademi.com

Ana Sayfa         Hizmetlerimiz         Biz Kimiz         İletişim         Blog

Sınav Kaygısını Yönetmeye Eğitim Yılının Başında Başlamak

Sınav hazırlığı, verimli çalışma yöntemleri, motivasyon ve eğitim üzerine ilham veren içerikler.

Sınav kaygısı

Eğitim sistemi içerisinde yer alan çoktan seçmeli merkezi sınavlar, öğrencilerin geleceğini, mesleki kariyerlerini ve hayallerini doğrudan şekillendiren son derece eleyici ve kritik dönemeçlerdir. Ancak bu uzun sınavların önemi sadece kâğıt üzerinde sorulan soruların bilgi zorluğundan değil, büyük sınav anına kadar aylar boyunca yaşanan ve öğrencinin tüm zihinsel, ruhsal enerjisini acımasızca sömüren çok yoğun stres sürecinden kaynaklanır. Birçok öğrenci ve veli, bu kaygının sadece o büyük sınava bir veya iki ay kala aniden başladığı gibi çok yanlış, kulaktan dolma bir yanılgıya sahiptir. Oysa asıl kaygı, henüz o sıcak eylül ayında okul sıralarına ilk oturulduğu günlerde, evde çözülemeyen o ilk deneme sorusunda sinsice filizlenir. Bu küçük kaygı filizinin büyüyüp tüm zihni karanlıkla saran ve öğrencinin performansını tamamen felç eden devasa bir canavara dönüşmemesi için önlemler alınmalıdır.

Kaygı, doğası gereği bilinmezlikten, planlanmamış kontrolsüzlükten ve en çok da aileye veya çevreye karşı başarısızlık korkusundan beslenen çok güçlü bir duygudur. Zorlu bir sınava hazırlanan o genç öğrencinin tam önünde devasa, bitmek bilmez bir müfredat, sayısız uzun deneme sınavı ve beklentileri genellikle çok yüksek olan kalabalık bir sosyal çevre vardır. Eğer çalışma süreci eylülde baştan planlanmazsa, bu devasa karanlık belirsizlik öğrenciyi aylar içinde hızlıca ezer ve tüketir. Kaygıyı doğru yönetmek demek, o hissi tamamen ilaçlarla yok edip öğrenciyi tamamen hissiz, umursamaz birine dönüştürmek demek değildir. İşlevsel, çok hafif dozda bir stres, öğrenciyi o masada dik tutan ve ona hedefine ulaşması için güçlü bir itici güç sağlayan tamamen sağlıklı, çok gerekli bir zihinsel enerjidir. Asıl sorun dozdadır.

Sınav Stresini Doğuran Kök Nedenleri İlk Aydan Teşhis Etmek

Kontrolden çıkmış yoğun kaygıyı tedavi etmenin en sağlam, en bilimsel yolu, tıpkı ciddi fiziksel hastalıklarda olduğu gibi, önce en doğru ve eksiksiz bir psikolojik teşhis koymaktır. Bir öğrencinin sınav senesinde yaşadığı o ağır stres, her zaman sadece okulu kazanamama korkusu değildir. Kimi öğrenci kendisi için her fedakarlığı yapan ailesini büyük hayal kırıklığına uğratmaktan korktuğu için strese girer, kimi zeki öğrenci çok iyi olduğu rakipleriyle girdiği o yıkıcı sosyal kıyaslama nedeniyle sürekli kaygı üretir. Eylül ve ekim ayları, öğrencinin tam olarak bu asıl kök nedenlerini keşfetmek için ayrılması gereken en değerli tedavi aylarıdır. Veliler bu aşamada çocuğu çok dikkatle dinlemelidir. Bu doğrultuda sınav kaygısı konusunun da titizlikle ele alınması başarıyı perçinleyecektir. Bu doğrultuda sınava hazırlanma konusunun da titizlikle ele alınması başarıyı perçinleyecektir. Unutulmamalıdır ki, eğitim sürecinde sınava hazırlanma vizyonu daima fark yaratır. Bu doğrultuda sınav stresi ile başa çıkma konusunun da titizlikle ele alınması başarıyı perçinleyecektir. Unutulmamalıdır ki, eğitim sürecinde sınav stresi ile başa çıkma vizyonu daima fark yaratır. Bu doğrultuda sınav dönemi aile içi iletişim konusunun da titizlikle ele alınması başarıyı perçinleyecektir. Unutulmamalıdır ki, eğitim sürecinde sınav dönemi aile içi iletişim vizyonu daima fark yaratır. Bu doğrultuda odaklanma problemi konusunun da titizlikle ele alınması başarıyı perçinleyecektir. Unutulmamalıdır ki, eğitim sürecinde odaklanma problemi vizyonu daima fark yaratır. Bu doğrultuda profesyonel kaygı yönetimi stratejileri konusunun da titizlikle ele alınması başarıyı perçinleyecektir. Unutulmamalıdır ki, eğitim sürecinde profesyonel kaygı yönetimi stratejileri vizyonu daima fark yaratır. Bu doğrultuda i̇stanbul eğitim ekosistemi konusunun da titizlikle ele alınması başarıyı perçinleyecektir. Unutulmamalıdır ki, eğitim sürecinde i̇stanbul eğitim ekosistemi vizyonu daima fark yaratır.

Çocuğun ev içindeki güvenli iletişimi, bu derin kök nedenlerin açığa çıkmasında her şeyden büyük, devasa bir rol oynar. Aile içinde çok yüksek ve mükemmeliyetçi bir dil kullanılıyorsa, sen kesin fulleyeceksin gibi abartılı ifadeler çocuğun üzerinde ezici bir psikolojik performans beklentisi yaratır ve onu çaresiz hissettirir. Bu tür dışsal ailevi baskıları çok erken fark edip kullanılan iletişim dilini acilen yumuşatmak, sonuç ne olursa olsun çabanı çok takdir ediyoruz gibi şefkatli bir anlayışa geçiş yapmak, kaygının beslendiği o büyük ana damarı henüz yolun çok başındayken keser.

Öğrencinin kendi mevcut akademik potansiyeli ile kurduğu devasa hedefler arasındaki o büyük gerçek dışı uçurumlar da kaygının ana üretim merkezlerinden biridir. Kapasitesi ve birikimi belli olan, temeli de çok eksik olan bir öğrenciye henüz ilk aydan en iyi liseyi mutlaka kazanacaksın demek, çocuğun her zor denemede kendi eksik gerçekliğiyle acıca yüzleşip çok derin bir çaresizlik ve yetersizlik hissetmesine yol açar. Gerçekçi, adım adım mantıklı yükselen ve öğrencinin gerçek seviyesine tam uygun kademeli hedefler koymak, onun her net artışında küçük ama kalıcı bir zafer hissi yaşamasını sağlar.

Planlama ve Düzenli Rutin Oluşturmanın Psikolojik Rahatlatıcı Etkisi

Modern psikoloji ve pedagoji biliminin eğitimdeki en temel altın kurallarından biri şudur: İnsan beyni, kesin öngörülebilirliği, tekrarlayan rutini ve açık planı çok sever; karanlık belirsizlikten ise şiddetle nefret eder. Bir öğrenci sabah güneş doğduğunda uyandığında o gün tam olarak hangi saatte ne çalışacağını, masada hangi zor testleri bitireceğini ve hangi konularda eksiği olduğunu çok net bir şekilde zihninde bilmiyorsa, o günkü tüm potansiyel enerjisini ne yapsam diye kaygılıca düşünerek ve stresi artırmakla boşa harcar. Bu yüzden eğitim yılının en başlarında sağlam, biraz esnek ama kesin çizgileri olan o çalışma rutini oturtmak, zihni belirsizlikten kurtarır.

Bu kurtarıcı rutini oluştururken öğrenciye bağırarak veya emrederek çok çalışmalısın demek tamamen işlevsiz ve çağdışıdır. Bunun tam yerine, onun fiziksel yapısına ve mevcut okul saatlerine en uygun, sürdürülebilir bir günlük mantıklı zaman çizelgesi hazırlanmalıdır. Bu akıllı çizelge, öğrencinin sadece yorucu ders çalışma saatlerini değil; çok önemli olan uyku, dinlenme, dijital ekran oyunları veya kişisel hobilerine ayırdığı o değerli zamanı da aynı ciddiyetle barındırmalıdır. Sadece test çözmekten ibaret olan, zihne hiç nefes aldıracak aralıkların unutulduğu bir rutin birkaç ayda çöker.

Bir kez sağlam oturtulan bu planlı rutin, beynin tamamen otomatiğe bağlanmasını sağlar. Uzun haftalar ilerledikçe öğrenci, o korkutucu ders masasına oturmak için artık o büyük irade savaşını vermekten tamamen kurtulur. Her akşam saat yedi ile dokuz arasının kesin çalışma saati olduğunu vücut ve zihin kabul edip alıştığında, o zorlu saat geldiğinde gereksiz kaygı üretmek yerine tamamen doğal ve güçlü bir odaklanma süreci başlar. Masada ne yapılacağı tam ve eksiksiz olarak bellidir, ulaşılacak kısa hedefler nettir.

Bu yazıyı beğendin mi?

Arkadaşlarınla paylaşmayı unutma.

Sizi İlgilendirebilecek Yazılar