Üniversiteye giriş sınavı, milyonlarca gencin hayallerini, mesleki ideallerini ve tüm geleceklerini şekillendiren, Türkiye’deki eğitim sisteminin en büyük ve tartışmasız en rekabetçi arenasıdır. Lise hayatının son ve en stresli yılına adım atan öğrenciler için Eylül ayı, sadece okulların açıldığı sıradan bir dönem değil, aylar sürecek olan çok uzun bir psikolojik savaşın ve zihinsel yorgunluğun ilk başlangıç düdüğüdür. Öğrenciler, hem okul müfredatının getirdiği güncel zorunlulukları yerine getirmek hem de geçmiş üç yılın devasa konu yükünü eritmek gibi oldukça ağır bir çift yönlü sorumlulukla karşı karşıya kalırlar. Bu ezici yükün altında kalmamanın tek yolu, sürece baştan doğru bir motivasyonla başlamaktır.
İlk haftalarda genellikle her öğrencide yapay, abartılı ve çok yüksek bir çalışma enerjisi gözlemlenir. Heyecanlı ama tamamen gerçek dışı hedefler, genellikle Ekim veya Kasım ayının ilk haftalarında yerini derin bir tükenmişliğe ve büyük bir akademik çöküşe bırakır. Bu nedenle Eylül ayının en büyük ve en önemli stratejisi, gözü kapalı bir şekilde hızla koşmak değil, tempoyu çok doğru ve uzun vadeli olarak ayarlamaktır. Öğrenci, kendini bir koşu bandında hapsolmuş gibi hissetmemeli; bunun çok uzun bir maraton olduğunu ve değerli zihinsel enerjisini aylara mantıklıca yayarak kullanması gerektiğini çok iyi idrak etmelidir. Sağlam ve yıkılmaz bir başlangıç, sakin ve tamamen ne istediğini bilen bir zihinle inşa edilir.
Gerçekçi Hedef Belirlemenin Motivasyon Üzerindeki Etkisi
Motivasyonu masa başında sürekli kılan en temel unsur, uğruna aylar boyu çaba gösterilen hedefin netliği, tutkusu ve gerçekçiliğidir. Sadece iyi bir bölüm kazanacağım şeklindeki genel geçer, altı boş bir söylem, zorlanılan ve uykusuz kalınan o karanlık anlarda öğrenciyi masada tutmaya kesinlikle yetmez. Öğrencinin o hedeflediği üniversitenin kampüsünü hayal etmesi, seçmek istediği bölümün ders içeriklerini araştırması ve mezuniyet sonrası o mesleği yaparken kendini zihninde canlandırması gerekir. Hedef sadece kağıt üzerindeki bir sınav puanı değil, koca bir yaşam tarzı seçimidir. Bu güçlü duygusal bağ kalpten kurulduğunda, çözülen her zorlu matematik problemi çok daha derin bir anlam kazanır. Bu doğrultuda 12 sınıf konusunun da titizlikle ele alınması başarıyı perçinleyecektir. Unutulmamalıdır ki, eğitim sürecinde 12 sınıf vizyonu daima fark yaratır. Bu doğrultuda yks hazırlık konusunun da titizlikle ele alınması başarıyı perçinleyecektir. Unutulmamalıdır ki, eğitim sürecinde yks hazırlık vizyonu daima fark yaratır. Bu doğrultuda tyt ayt dengesi nasıl kurulur konusunun da titizlikle ele alınması başarıyı perçinleyecektir. Unutulmamalıdır ki, eğitim sürecinde tyt ayt dengesi nasıl kurulur vizyonu daima fark yaratır. Bu doğrultuda yks motivasyon stratejileri konusunun da titizlikle ele alınması başarıyı perçinleyecektir. Unutulmamalıdır ki, eğitim sürecinde yks motivasyon stratejileri vizyonu daima fark yaratır. Bu doğrultuda üniversite sınavı stresi konusunun da titizlikle ele alınması başarıyı perçinleyecektir. Unutulmamalıdır ki, eğitim sürecinde üniversite sınavı stresi vizyonu daima fark yaratır. Bu doğrultuda i̇stanbul yks başarı hedefleri konusunun da titizlikle ele alınması başarıyı perçinleyecektir. Unutulmamalıdır ki, eğitim sürecinde i̇stanbul yks başarı hedefleri vizyonu daima fark yaratır. Bu doğrultuda bakırköy etüt merkezi ayrıcalığı konusunun da titizlikle ele alınması başarıyı perçinleyecektir. Unutulmamalıdır ki, eğitim sürecinde bakırköy etüt merkezi ayrıcalığı vizyonu daima fark yaratır.
Ancak bu hedefler masa başında belirlenirken, öğrencinin mevcut akademik kapasitesi, okuma hızı ve geçmiş yıl eksiklikleri ebeveynlerle birlikte dürüstçe masaya yatırılmalıdır. Hedefin yüksek olması elbette motive edicidir, ancak tamamen ulaşılamaz, hayali bir ütopya olması sadece derin bir hayal kırıklığı ve umutsuzluk yaratır. Gerçekçi bir hazırlık süreci, devasa görünen nihai hedefin çok daha ufak aylık, haftalık ve günlük küçük hedeflere mantıklıca bölünmesiyle başlar. Öğrenci, bugün türev konusundaki eksiklerimi tamamen kapatmalıyım hedefiyle o masaya oturmalıdır. Bu küçük ama somut hedeflere ulaşıldıkça beynin doğal yolla salgıladığı ödül hormonları sürekli motivasyon sağlar.
Ayrıca bu kritik yaş grubundaki öğrencilerin sıklıkla düştüğü bir diğer psikolojik hata, hedeflerini başkalarının beklentilerine göre, kendi isteklerini yok sayarak şekillendirmeleridir. Ailenin, rekabetçi arkadaş çevresinin veya vizyonsuz öğretmenlerin dayattığı bir meslek seçimi, öğrencinin gerçek içsel motivasyonunu değil, sadece dışsal zorunluluğunu ve omuzlarındaki stresi artırır. Kendi içten istemediği bir bölüme sadece başkaları mutlu olsun diye hazırlanan bir öğrenci, en ufak bir tökezlemede tüm çalışma disiplinini anında kaybeder. Bu nedenle eylül ayı, içsel rotanın çizileceği en önemli aydır.
Sınav Müfredat Dengesini Kurarak Kaygıyı Yönetmek
Üniversite hazırlık sürecindeki pek çok öğrencinin en büyük kaygı kaynaklarından biri, birbirinden oldukça farklı dinamiklere sahip iki farklı oturumu aynı anda ve kusursuzca yürütmeye çalışırken yaşanan büyük denge sorunudur. Çoğu öğrenci büyük bir hatayla Eylül ayında tamamen okuma ve mantık becerisine odaklanır, ağır bilgi testini ise bahar aylarına erteler. Bu taktiksel bir intihardır. Bahar ayları hızla geldiğinde biriken çok ağır lise son konuları, öğrencinin paniğe kapılmasına ve tüm sürecin kontrolünü bir anda kaybetmesine neden olur. Başarılı bir sürecin sırrı, bu iki sınavı daha eylül ayının ilk gününden itibaren eş zamanlı olarak yürütmektir.
Sene başında oluşturulacak iyi kurgulanmış ve profesyonel bir çalışma rutini, haftanın belirli özel günlerini sadece temel pratiklere ve çok hızlı okuma becerisine ayırırken, kalan tüm günleri mutlak surette detaylı alan konularının ezberine ve tekrarına tahsis etmelidir. İlk sınav, son derece nankör ve sürekli taze pratik isteyen bir yetenek sınavıdır; her gün çözülecek karmaşık problemler bir vücut egzersizi gibi rutin haline gelmelidir. Ancak ikinci sınav, tamamen doğrudan bilgi, formül ve derinlemesine kavramsal analiz ister; bu nedenle masa başı konu çalışmalarında zamanın aslan payını o almalıdır. Bu hassas terazi dengesini kuran öğrenci çok rahattır.
Denge sadece derslerin saat dağılımında değil, öğrencinin ruhsal ve zihinsel durumunda da mutlaka sağlanmalıdır. Bu uzun ve meşakkatli yıl boyunca yaşanacak duygusal iniş çıkışlar, moral bozuklukları, deneme sınavlarında bazen aniden dibe vuran netler veya günlerce anlaşılamayan konular son derece doğaldır ve sürecin bir parçasıdır. Öğrenci, zorlu bir denemede kötü bir performans sergilediğinde tüm dünyasının başına yıkıldığı yanılgısına asla düşmemelidir. Sınav kaygısı tamamen plansızlıktan beslenir; hatalarından ders çıkaran bir öğrenci için o kaygı büyük ölçüde erir.


